5 Eylül 2007 Çarşamba

ASLINDA KAŞIK YOK

Aslında Kaşık Yok!
Eminim kafasında bir hedefi / hayata geçirmeye çalıştığı bir ürünü olan herkesin aklına gelmiştir bu soru:
Acaba girişimim başarılı olacak mı?
Güzel soru. Ve bu sorunun çok basit bir cevabı var.
Denemeden bilemezsiniz.
Başarı tünelin sonundaki ışığa benzer biraz. Ve bu ışığı gözümüzü kör edercesine parlamadan fark etmeyiz. Çünkü biz ışığa doğru ilerlerken onun farkına varamayacak kadar geçmiş ve gelecekle meşgulüzdür:
• Kurduğumuz ya da kurmaya çalıştığımız şirketin rutin işleri,
• Geçen haftadan kalan işler,
• Görüşmeler,
• Yazışmalar,
• Henüz zamanı belirlenmemiş toplantılar,
• Bir diğerinin bitmesini bekleyen işler,
• Birbiriyle çakışan işler,
• Sunumlar, kokteyller, toplantılar, toplantılar, toplantılar…
Bu kargaşada bırakın tünelin ucundaki ışığı, evinin yolunu unutur insan!
İşin güzel yanı ise. Eğer amacınıza tutkuyla bağlanmışsanız, büyük olasılıkla doğru yoldasınız ve ışığa doğru ilerliyorsunuz demektir. Ve başarı büyük olasılıkla sandığınızdan çok daha yakındadır.
O nedenle zaman ve enerjinizi ışığı görmeye harcamayın. Zamanınızı ve enerjinizi ışığa doğru ilerlemeye harcayın.
Girişimcilik Hiç Bitmeyen Bir Yoldur
Şu ana kadar belki de net olarak belirlenmiş kilometre taşları vardı yolunuzda.
• Okulu bitirdiniz,
• kendinizi geliştirdiniz,
• belki bir üniversiteden mezun oldunuz,
• bir işe girdiniz,
• işinizde yükseldiniz…
– hepsi adım adım geçilen ve nerede oldukları net olarak belirli olan kilometre taşları! Ve bir delilik yapıp, birden bire kendi girişiminizi sürdürme kararı aldınız.
Şimdi nerede misiniz? Üzerinde hiçbir trafik işareti, hiçbir kilometre taşı olmayan; bilinmeyen ve hiç bitmeyecek bir yolda. İşin daha kötüsü bu yol pek çok alt yola ayrılıyor ve bu alt yollardan çoğu birleşip çıkmaz bir noktada sonlanıyor — sadece yaşananın anlayabileceği ürkütücü bir süreç.
Kendi işinizi yapmak mı istiyorsunuz?
• Cesur olun, cesarete kesinlikle ihtiyacınız olacak. Dışarı çıkın, kapıyı kitleyin ve anahtarı denize atın .
• Kendi hedeflerinizi kendiniz belirleyin.
• ve tünelin sonundaki ışığı aramayın — burnunuzun önünü görürseniz şanslısınız
Cesaret kısmı apaçık belli zaten. Girişimcilik genelde yalnız, sağlam bir mide ve sağlam sinirler gerektiren bir yol.
Kendi Hedeflerinizi En İyi Siz Belirlersiniz
Hiçbir kilometretaşı ve hiçbir trafik işareti bulunmayan bir yolda yapılacak tek şey var. Bir dostumun dediği gibi:
Eğer halihazırda bir standart yoksa, standartları kendin belirlersin.
Ürününüzün / projenizin gelecekte olması gerektiği konumu düşünmek. Projeniz için kısa vadeli hedefler ve standartlar belirlemek uzak görüşlü olmadığınızın bir göstergesi değildir. Aksine bu durum, sonsuz sayıda değişkenin varolduğu bir ortamda en fazla birkaç adım ötesini net olarak görebileceğinizin bilincinde olduğunuzun bir göstergesidir.
Emin olun hedeflerinizin kısa vadeli ve küçük olması, hiç hedefiniz olmamasından yüzlerce kez daha iyi. Önemli olan hedefin uzaklığı değil; hedefinize gerçekten erişebilmenizdir.
Tabii ki daha uzun-vadeli hedefler koymanız daha hızlı ilerlemenize yol açar. Fakat kabul edin, yolunuz o kadar çok patikaya ayrılmış durumda ki beş adımdan daha ötesi için öngörüde bulunmanız neredeyse olanaksız.
Tünelin Sonundaki Işığı Beklemeyin
Pazarlamada teorisinde "pazarlama miyopi"si denilen bir kavram vardır. Olayın tek bir yüzüne odaklanıp daha geniş bir bakış açısıyla incelememekten kaynaklanır. Benimse girişimcilik astigmatizmi diye adlandıracağım bir durum var: Uzun vadeli projeksiyonlara odaklanıp, burnumuzun ucunu gözden kaçırmak.
Eğer bulunduğunuz yerde oturur; doğru yolda olduğunuzu, başarılı olacağınızı işaret eden ışığı aramaya çalışırsanız daha çoook beklersiniz. MBA sınıfında iş yönetimi kitaplarında okuduğunuz "bir işin başarılı olduğunu gösteren erken uyarı parametreleri"nin hepsi kandırmaca. İnanın bana.
Cicili bicili grafikleri, istatistikleri, rakamları saatlerce incelemekten daha önemli işleriniz var.
Işığı boşuna aramayın. Işık gözünüzü kör etmeden ışığı göremezsiniz.
Ve eğer görebildiğiniz en yakın yer beş adım uzağınızsa, ışığı aramayı ve beklemeyi bırakıp mümkün olan en hızlı şekilde oraya ulaşın. Başarı onbeş adım ötenizde de olabilir, bir kilometre de. Ya da farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse.
Uzun vadedeki başarı hedeflerinize yönelik ipucu / indikatör / belirteç arayışlarınızın, kısa vadede ulaşabileceğiniz hedeflere yönelik görüşünüzü engellemesine izin vermeyin.
Sadece odaklanın ve ulaşabileceğiniz hedeflere en kısa zamanda ulaşmaya bakın.
Siz ışığı aramayın; o gelir sizi bulur.
Işık bir yanılsama.
Işık yok… aslında kaşık da yok

ELMA

Franklin bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş. Bir elma daha vermiş. Çocuk daha çok sevinmiş. Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüs. Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu düşürmüş yere…Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk. Hayat böyledir işte…Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

“Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.”
Bernard Shaw
YAKINDA BU SAYFADA
GÖRÜLMEMİŞ DUYULMAMIŞ
ŞEYLERİ PAYLAŞACAĞIM
BİRAZ SABIR
BAKIN KALEMİM BİLE ERİYOR ATEŞİMDEN...

SİZCE NE GÖRÜYORDUR RÜYASINDA


3 Eylül 2007 Pazartesi

bir kabus

geceleri sık görülen fakat.....................

BENİM ŞARKIM